19 Eylül 2016 Pazartesi


Her geçen gün daha çok kırılıyorum size bayım. Her geçen saat daha çok koyuyor yokluğunuz. Yoksunuz ama varoluşunuz bırakmak bilmiyor yakamı. Hani hala nefes alıyorsunuz ya ve aldığınız her nefes benim soluğuma takılıyor ya, hani.
Sesini duymaya o kadar hasretim ki, o kadar çok özledim ki,
sığamıyorum artık dört duvar arasına.Geçemiyorum kalabalıklar arasından.
Söylesenize kağıttan adam, gülmeyi de mi unuttunuz, sırf bana da yasak olsun diye?

*Ayşenur Altıntaş

Masal Kitapları



Biz insanlar değişiğiz biraz, geriye söylenmemiş çok söz bırakıyoruz. Masallar başlatıyoruz, hayal kuruyoruz. Çoğu da yarım kalıyor. Tekrar başlamaya gücümüz de, cesaretimiz de yok. Bazılarımızınsa, yazdığı, okuduğu hiç masal yok, ortada masal olmayınca, başlayan da, biten de bir şey olmuyor ve en önemlisi hiçbir şey yarım kalmıyor. Susmanın bedeli bazen sadece kaybetmek olmuyor, ortada biri olmadan, sizi seven biri olmadan, kaybetmezsiniz ama kazanamazsınız da. Dön diyebiliyorken, sev diyebiliyorken, gitme diyecek kadar güçlüyken, hala bir ihtimal varsa, devam edin.


Çünkü eğer bir masal yoksa ortada, çok daha zor. Başlamadan biten bir masal kitabının, kapağı hiç açılmaz.

*Ayşenur Altıntaş

1 Eylül 2016 Perşembe


Sonra, yaşadıklarımızda değil de, yaşayamadıklarımızda kaldı aklım. Bilmezsin kağıttan adam, içkim sigaram yoktur benim. Bakma, her dertli kadın götürmez dudağına densiz bir sigara. Ama bil ki, birlikte yediğimiz iki üç parça simitle doyabilirim. Sonra, üç beş bardak çay, sarhoş edebilir bütün benliğimi. Şu an yanında olan o kız kadar sohbet etmeyi beceremem belki ama susmaktan daha iyi yaptığım bir şey yoktur. Bir de, ben çok severim seni. O kadar çok
severim ki kağıttan adam, hani demiş ya şair: "Tavanı kadar sokağın, dibi kadar cehennemin!"