31 Ağustos 2016 Çarşamba


Bense hala bir apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri duymayı bekliyorum.
Zaman akıp giderken kimseyi umursamadan, fark ediyorum ki, olmadığın bir geçmişte umutsuzca çırpınıyorum. Bil istedim, gerçekten sevdim. Mesela, şimdi diyorum, hemen şu anda yanımda olsan keşke. Gözlerinin altındaki morlukları yakından görsem, dudaklarındaki o sinsi kıvrılışı ellerimle kavrayabilsem. Şimdi, hemen şu anda yanında olsam keşke. Yatağına nasıl kıvrıldığını görsem, uykuya dalışını, kirpiklerinin seğirişini, homurdanışlarına şahit olsam mesela. Benim olsa saçların, ellerin, avuçların. Aklına giden en kestirme yolu bulsam bugün. Ne düşündüğünü hissedebilsem. Kalbinin bir köşesine saklanıp gizlice, beni bir dakikalığına bile olsa sevip sevmediğini anlayabilsem. Geri gelmenizi çok istedim, anlıyor musunuz bayım? 
Öyle ki, asla benim olmayacak oluşunuz bile, sizi görmeyecek oluşum kadar yakmamıştır canımı.

*
Özlemedim.
Hiç.
Yalnızca bir kağıttan ibaret olsan da,
Küçük bir defterin yaprakları arasına sıkıştırılmış olsan da,
bayım, siz hiç ait olmadınız bana.
*
Hiç benim olmayacaksanız,
sevmeyecekseniz hiç,
ne diye oyalanıyorsunuz aklımın kuytu köşelerinde?
Saplanıp kalmak mı bunun adı?
Saplantı
Saplan-
Sapla
Sap?

30 Ağustos 2016 Salı

Bir Kitap Yeni Hayat

Çok sevdiğim ve okuduktan sonra hayatımı tamamen değiştiren bu kitabı edinmenizi çılgınca tavsiye ediyorum.
Kelebek Tozu Ağıtı, Nurgül Ulu tarafından rastlanmayan bir dille yazılmış ender kitaplardan biri. İç dünyasıyla bir hesaplaşma içinde olan, kağıttan adamına içinde bir yerde hala aşık olan ama kendini ona kızmaktan alıkoyamayan bir kadının haykırışları bu satırlar.

"Deniz kaçkını kadınlar dudakları tuzdan yaralanınca, yarım kalan hikayelerini zorla eve götürüp onlara yıllarca oda cezası verirler ve düşlerini kurutan deli kadınlara dönüşürlermiş. Onlar biliyorlar, sırrın perdesini araladığımda kaçtığı hikayenin adını hiçbir zaman söylemeyecek bir peri konacak zamana. Kazanılmış zaferlerin olduğunu, orada öylece durup her şeyi tamamladığını söyleyebilirsin. Deniz kızının yarım bıraktığı şarkıyı,dudağımdaki yarım öpücüğün sancısını, içimde biriktirip yola çıkaramadığım cümlelerin yolculuk hazırlığını...
Her şeyi tamamladığını söyleyebilirsin. Suskun sadece bir tek soruya ait.
Benim bir yanım neden eksik!"

Kimilerine göre verilmiş ama tutulmamış sözlerden ibaretsin. Yalnızca, geçmişten kalma, adı duyulmamış bir kitap ve zoraki bir gülümsemesin dudaklarımda.
Kimin aklında nasıl kalırsın bilmem ama, benim aklımda büyük bir pişmanlık olarak kalacaksın.
Zamanı geri saramamanın verdiği acizliği anlatamayacak kadar yorgunum. Bu yüzden her şeyi geride bırakmanın acısını en derinlerimde hissediyorum.
Bizler, kalbimizde boşluğunu dolduramadığımız adamların yerine ayçiçekleri eken kadınlarız. Sırtımızı güneşe her döndüğümüzde ölüme biraz daha yaklaşıyoruz ve kağıttan adamlar her şeyden olduğu gibi, bundan da haberdar değiller. Boş bir koltuğu bile mesken edinebilirlerken,
onlar için çırpınan boş bir kalbi sahiplenmeyi bilmezler.
Bundandır ki, kağıttan adamlar sevmeyi hiç beceremezler.

Kağıttan Adamların sonu hep aynıydı, değil mi? Onlar konuşmaz, yazmaz, okumaz ve sevmezlerdi.
Okumadıkları için bilmez, bilmedikleri için sevmez oldular.
Ham maddeleri kağıt olduğundan, hep karalandılar.
İzniniz olursa bayım, metalden yapılmış soğuk kalbinize sözlerimle dokunmak istiyorum.
Söz uçar, yazı kalır dediğinizi duyar gibiyim.
Eh, zahmet etmeyin o zaman,
Bizzat kağıttan olan ruhunuzu verseniz, yeter.